Gıdanın Gerçek Maliyeti

Doğa-dostu tarımsal üretimin yaygınlaşmasının önünde güçlü ekonomik engeller var. Haftalardır bunlarla ilgili bir yazı yazıp çevremle paylaşmak istiyorum, ama bir türlü zaman ve enerji bulamadım.

Küçük üreticilerin doğa-dostu ürünleri marketlerdeki ürünlerle fiyat rekabetine giremiyor. Dolayısıyla birçok kesim bunları (anlaşılır şekilde) "pahalı" buluyor. Elbette herkesin ekonomik durumu farklı. Ucuzluk/pahalılık yargısı da doğal olarak buna göre belirleniyor. Toplumsal duyarlığı olan herkes gibi ben de sağlıklı gıdaya herkesin, her kesimin erişebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Vurgulamak istediğim şey, ucuzluk baskısının doğa-dostu üretimin ana öznesi olan küçük üreticileri ne kadar zorladığı. Tanıdığım birçok üretici, sırf bu toplumsal baskıyla, daha yüksek fiyattan satabilecek olsa bile ürünlerine daha düşük fiyat biçiyor, ama üretimini ve hayatını sürdürmekte çok zorlanıyor.

Bu ürünlere erişmek çoğu zaman büyük çaba da istiyor. Birçokları için çözüm marketlerde veya semt pazarlarındaki "ucuz" konvansiyonel gıdalarda. Veya marketlerin organik raflarından veya eve teslim firmalarından "kolayca" ulaşabildikleri "doğal" gıdalarda. Veya ucuzluk baskısını üreticilerin sırtına yükleyen, üretim şeklini giderek arka plana atan kooperatiflerde.

Meramımı anlatmak isterken imdadıma bu animasyon yetişti. Çok yeni değil, ama URGENCI ağının bir FB paylaşımıyla yeni haberdar oldum. UCUZ GIDANIN GERÇEK MALİYETİ. İzleyin derim, harika bir anlatım!:

https://vimeo.com/37835035 (Türkçe'sini bulamadım)

Videoda anlatılanları tamamlayabilecek iki kaynak önerisi:

1. Biraz eski ama bence hala güncel bir yazım: https://yesilgazete.org/blog/2013/07/10/gercek-gida-ucuz-olabilir-mi-ceyhan-temurcu

2. ETC Group'un "endüstriyel gıda zinciri" ile "köylü gıda ağı"nı karşılaştıran kitapçığı, "Bizi Kim Doyuracak?"(Türkçesi): https://www.dortmevsimekoloji.org/wp-content/uploads/2020/07/Bizi-Kim-Doyuracak-ETC-2017-Turkce.pdf

Bu kadar yazmışken kitapçıktaki bilgilerden bir demet ileteyim. Herkes neyin ucuz, neyin pahalı olduğuna kendisi karar versin.

👉 Endüstriyel gıda zinciri, dünya genelinde tarım arazilerinin %75’inden fazlasını, tarımsal suyun %80 kadarını, fosil yakıtların da %90 kadarını kullanırken, dünyadaki insanların %30’undan daha azına yiyecek sağlayabiliyor. Köyü gıda ağı ise kaynakların %25’inden daha azını kullanarak dünya nüfusunun %70’inden fazlasını besliyor.
👉 Endüstriyel zincirdeki perakendecilere ödenen her 1 dolara karşılık toplum, zincirin yarattığı sağlık ve çevre zararları için “dışsal maliyet” olarak 2 dolar daha ödüyor.
👉 Zincirin doğrudan ve dolaylı maliyetlerinin toplam küresel faturası 12,37 trilyon dolar; yani dünyanın yıllık askeri harcamalarının 5 katı. Bunun içinde israfın, aşırı tüketim ve dolaylı zararların toplam maliyeti 8,56 trilyon dolar.
👉 Zincir içinde üretilen kalorilerinin %76'sı tabağa ulaşmadan harcanıyor ve sadece %24'ü insanlarca tüketiliyor.
👉 Endüstriyel gıda zinciri tüm bunları yaparken 3,9 milyar insanın da yetersiz veya kötü beslenmesine yol açıyor.
👉 Zincir yoğun fosil yakıt kullanımıyla iklim krizini ağırlaştırıyor, ağır emek sömürüsü ve yoğun insan hakları ihlalleri içeriyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Krizler Döneminde Yerel Gıda Ağlarının Önemi ve TADYA Örneği

ENDÜSTRİYEL ŞİRKET TARIMI ÖLDÜRÜR - Kapitalist tarım ve Covid-19: Ölümcül bir birleşim

Yerel gıda ağlarına inanmamak barışa inanmamaktır