Kayıtlar

Covid-19 salgını ve Topluluk Destekli Tarım

Resim
Covid-19 salgınıyla ilgili olarak bütün dünyada Topluluk Destekli Tarım (TDT) modeline olan ilgi artıyor. Bu konuyla ilgili özet bilgileri ve bağlantıları iletmek istedim. TDT temelde basit ve uygulanması kolaydır: Belirli sayıda tüketicinin bir araya gelmesi ve güvendikleri bir üreticiyle sezonluk anlaşma yapması yeterlidir. TDT, üretici-tüketici bağının güçlü olduğu gıda topluluğu/dayanışma modelidir. Bir grup tüketicinin bir üretici ile sözleşme yaparak sezonluk alım gara ntisi vermesini, ön ödeme yapmasını, tarımsal riskleri ve ödülleri paylaşmasını ve dağıtımda tüketicilerin sorumluluk almasını içerir. Japonya'da 1975'te “teikei” (ortaklık) adıyla ortaya çıkmıştır. Bugün ABD'de 4.000’den fazla, Fransa'da (AMAP tanımıyla) 3000 civarı, İngiltere 100’den fazla TDT uygulaması vardır. ÇİFTÇİNİN ZORLUKLARI        TÜKETİCİ DESTEĞİ Kötü hava koşulları                    Risklerin paylaşımı Değişken pazar ...

Belirsizliği veri olarak kabul edememek

Yaşadığımız zorlukların bir yönü de, kesinliğin olmadığı yerde kesinlik 'yaratma' alışkanlığımız değil mi? Belirsizliği veri olarak kabul edememek... Müthiş bir yazı çıktı bugün Duvar'da. Yazının tamamının okunmasını hararetle öneriyorum. Bu süreçte okuduğum en düzgün, etkileyici ve sağduyulu yazılardan biri: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/03/28/ilk-hasta-salgini-kim-baslatti/ Birkaç alıntı. "Eğer aldanmak ve masum insanları suçlamak istemiyorsak bir şeyi hep aklımızda tutmalıyız. Ortalığı toz ve dumanın kapladığı bir yerde gerçekten önünü görmek isteyenler, herkesin kolayca yanıtladığı kalıp sorulara değil sorulmadan bırakılmış ve yanıt bekleyen sorulara yönelirler" "Yaygın önyargılar, korkular ve daha derindeki tiksintiler, insan normal koşullarda ağır basan utanma duygusunun ve sorumluluk bilincinin yüklerinden kurtulduğunda, kamusal alanda ileri sürülüp sanki bir fikirmiş gibi saygı görmeyi talep ederler. İşin kötüsü böyle bir saygıy...

Uluslararası Topluluk Destekli Tarım Ağı dayanışma mesajı

Resim
Uluslararası Topluluk Destekli Tarım Ağı'nın (Urgenci) üyeleri ve dostlarıyla paylaştığı dayanışma mesajı: Judith Hitchman, 17 Mart, Uluslararası Urgenci komitesi adına Sevgili Urgenci üyeleri ve arkadaşlar, Covid19 virüsü küresel düzlemde hızla yayılıyor ve bazı ülkelerde diğerlerinden daha fazla olmak üzere, hepimizin hayatını etkiliyor. Bu salgın bizleri, gıda sistemlerimizin yanı sıra, küresel politik ve ekonomik sistemimizle ilgili kolektif değerlendirmelere de yöneltiyor. Virüsün etkileri birçok kişi için ciddi düzeyde olmasa da, tanıların konması ve en savunmasız durumda olanların korunması için güçlü önlemler alınması gerekiyor. Herkes için sağlık güvencesi ve sosyal devlet uygulamalarının olduğu ülkelerde daha az olumsuz sonuç görülebilir. Bunların olmadığı ülkelerde ise birçok kişi doktorlara ulaşma olanağı bulamayacak, bu da virüsün yayılmaya devam etmesine katkıda bulunabilecektir. Ayrıca herkesin tedavi için hasta...

ENDÜSTRİYEL ŞİRKET TARIMI ÖLDÜRÜR - Kapitalist tarım ve Covid-19: Ölümcül bir birleşim

Resim
Özgün yazı : Climate & Capitalism Web sitesi. Yazı bağlantısı :  https://climateandcapitalism.com/2020/03/11/capitalist-agriculture-and-covid-19-a-deadly-combination/ Yayın tarihi : 11 Mart 2020 Çeviri : Ceyhan Temürcü Covid-19, elektron mikroskobu görüntüsünde yuvarlak sarı nesneler olarak görülüyor. Sosyalist bir biyolog, yeni virüsler, endüstriyel gıda üretimi ve çok uluslu şirketlerin kârlılığı arasındaki yakın bağlantıları açıklıyor. Yeni koronavirüs dünyayı şok durumunda tutmaya devam ediyor. Ama hükümetler salgının yapısal nedenleriyle savaşmak yerine acil önlemlere odaklanıyor. Yaak Pabst, Alman sosyalist dergi Marx21 için, Big Farms Make Big Flu'nun (Monthly Review Press, 2016) yazarı evrimsel biyolog Rob Wallace ile bir söyleşi yaptı. Covid-19'un getirdiği tehlikeler, endüstriyel tarım ve gıda sisteminin buradaki sorumluluğu ve bulaşıcı hastalıklarla mücadelede sürdürülebilir çözümler hakkında konuştu. Marx21 dergisi bu söyleşiyi, 30 Mart'ta plan...

Anlam, mantık, zihin - 2

Dil, dünya, zihin... Nereden, nasıl baktığımıza göre birbiriyle ilişkilenen, birbirinin içine girip birbirini içerebilen şeyler. Derin, karmaşık bağlantılarla ve şimdiden kabul ediyorum ki, bilinmezliklerle dolu şeyler. Bu bağlantıları anlama ve anlatma yolculuğumda, bu yazıda dil ile ilgili bazı temel olgulardan ve bunların bilişsel bilime yansımalarından söz edeceğim. Öncelikle, 'dil' derken insan dillerini, günlük yaşamlarımızda konuşurken ve yazarken kullandığımız, örneğin Türkçe, Japonca, Quechua gibi, Ethnologue veritabanında (www.ethnologue.com) listelenen 7111 dilden herhangi birini kast ediyorum. Dillerin sergilediği müthiş çeşitlilikten, örneğin ses envanterinde, sözcük formlarında, cümle oluşturma kurallarındaki farklılıklardan haberdar olanlar için tekil bir ifadeyle 'insan dili'nden bahsetmek şaşırtıcı gelebilir. Ancak hem biçimsel dilbilimde (örneğin Noam Chomsky'nin ve izleyenlerinin çalışmaları), hem de işlevsel dilbilim ve tipolojide (örneğin Jo...

Anlam, mantık, zihin - 1

Resim
Bahar döneminde vereceğim derslerden biri Meaning and Logic (Anlam ve Mantık). Her ders haftası için birkaç sayfa Türkçe yazı yazmayı düşündüm. Sınıf dışında da konuşmalara vesile olsun diye. Dersin ve dolayısıyla bu yazı dizisinin ana temaları dil, mantık ve zihin. Odağında da temsil ve anlam konuları olacak. Belli başlı sorular: Dil, zihin ve dünya birbiriyle nasıl ilişkili? Birbirinden (olguda veya kavramda) nasıl ayrılıyor, ne kadar ve nasıl iç içe geçiyor? Temsil ve anlam sadece dilin özellikleri mi, yoksa aynı zamanda düşünceyi (zihni) de niteleyen olgular mı? Dilin dünyayı temsil etmenin ötesinde ne tür işlevleri var? Dilin temsili ve eylemsel yönleri birbiriyle nasıl ilişkili? (ve aynı soruların dil yerine zihin için sorulanları). Dil dünyanın sadece bir parçası mı, yoksa dünyayı dil mi kuruyor? (ve aynı sorunun dil yerine zihin için sorulanı). Mantık sadece doğal dilden çıkan bir soyutlama mı, yoksa zihnin/düşüncenin, hatta dünyanın temeli mi? Mantık sistemleri d...

Sancı

Yazmaya başlamam kolay olmadı, olmuyor. Böyle açığa, açıklıklara yazmak benim için yeni bir şey. Belli ki düşünmeye eşlik edecek bir yazma olacak benimki. Zorlayan da bu. Yılbaşından beri yeni bir zorluk, yeni yüzleşmeler, yeni bir sancı. Birkaç gündür hiç düşünmediğim kadar düşünüyorum. Ve hiç olmadığı kadar kopuk, dağınık. Bu da beni zorluyor, çünkü bu şekilde 'düşünmeye çalışmak' yaşamımda olan bir şey değildi. Evet, hem gündelik insan tarafım, hem akademisyen tarafım, hem de aktivist veya ekolojist tarafım (artık ne dersek) düşünerek yaşıyor ve üretiyor. Ama o düşünmeler bir iş gibi değil; geldiği zaman geliyor, olduğu zaman oluyor. İstemli ve çabalı bir değil. Başkalarıyla konuşmaya değil, öğrenmeye, kendimle konuşmaya, bazen de belirli bir çerçevede zaten ilgili olan kişilerle paylaşmaya yönelik. Bir makale yazmaya, ders anlatmaya, sunum yapmaya, somut işlere veya örgütlenmelere yönelik düşünmeler. Şimdi sanki ilk kez sadece 'söylemek' için düşünüyorum; söylem...